
Müslüman memleketlerinden birinde (Mısır'da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri,Mustafa Kemal'i görmeye gelir.Kendisine:
-"Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?" diye sorar.
Olabilecek şey değildir ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:
-"Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü?" diye sorar.
Adamcağız yüzüne bakakalır.
-"Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonumuzun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya."
-"Benimle olmaz beyefendi hazretleri,yalnız benimle olmaz.Ne vakit halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse,o zaman gelip beni ararsınız."
*
..Atatürk’ün yanına aldığı ilk er..
Atatürk,Samsun'a çıktığı zaman,üstü başı yırtık,postalları patlamış,silahsız bir er görür.Yüzünün rengi bakıra dönmüş,yağlan eriyip kemik ve sinir kalmış bu Türk askeri ağlıyordur.O'na sorar:
- Asker ağlamaz arkadaş,sen ne ağlıyorsun?
Er irkilir,başını kaldırır.Bu sesi tanıyordur ve bu yüz ona yabancı değildir.Samsun,Anafartalar,komutan,Hemen doğrulur ve Anafartalar'daki Komutanını çelik yay gibi selamlar.
- Söyle niçin ağlıyorsun?
İç Anadolu'nun yanık yürekli çocuğu içini çeker:
- Düşman memleketi bastı,hükümet beni terhis etti.Silahımızı elimizden aldı.Toprağıma giren düşmanı ne ile öldüreceğim?Kemal Atatürk,erin omzuna elini koyar:
- Üzülme çocuğum,der.Gel benimle.
Ve Samsun deposunda giydirilip silahlandırarak yanına aldığı ilk er bu Mehmetçik olur.
*
..Genelge ile devrim olmaz..
1924 yılının ilkbaharındaydı.Erzurum ve Pasinler’de depremde birçok köylerin evleri yıkılmıştı.Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler’e gelen Ata, halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırır:
-Depremden çok zarar gördün mü baba?diye sorar.Ata,ihtiyarın şüphesini görünce,tekrar sorar:
-Hükümet sana kaç lira verse,zararını karşılayabilirsin?
İhtiyar,yöre ağzıyla:
-Valle Padişeh bilir, der.
Atatürk gülümser.Yumuşak bir sesle:
-Baba,padişah yok,onları siz kaldırmadınız mı,söyle bakalım,zararın ne?
İhtiyar tekrar eder:
-Padişeh bilir!..
Bu cevap karşısında kaşları çatılan Ata,Kaymakama döner:
-Siz daha devrimi yaymamışsınız der.
Bu sırada, görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan yazı işleri müdürü:
-Köylere genelge yolladık Paşam,der.
Atatürk’ün fırtınalı yüzü,daha çok karışır:
-Oğlum der,genelgeyle devrim olamaz.